<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkiye&#039;de Dil Politikaları</title>
	<atom:link href="http://www.berkbalcik.net/tdp/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.berkbalcik.net/tdp</link>
	<description>bir haber, röportaj, araştırma ve kaynakça platformu</description>
	<lastBuildDate>Sat, 30 Jul 2011 19:43:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Anayasa Mahkemesi&#8217;nin &#8216;Soy&#8217; ile İmtihanı</title>
		<link>http://www.berkbalcik.net/tdp/2011/07/30/71/</link>
		<comments>http://www.berkbalcik.net/tdp/2011/07/30/71/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jul 2011 19:41:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Süryanice]]></category>
		<category><![CDATA[Yasal düzenleme]]></category>
		<category><![CDATA[soyadı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.berkbalcik.net/tdp/2011/07/30/71/</guid>
		<description><![CDATA[Tolga Şirin&#8217;in Bianet.org&#8217;da 24 Temmuz 2011 günü yayınlanan yazısı. Tamamı dil politikaları ile ilgili olmasa da dil siyasetinin nasıl girift bir şekilde diğer ideolojik konularla iç içe geçtiğini göstermesi açısından dikkate değer bir yazı. Anayasa Mahkemesi&#8217;nin, Favlus Ay isimli Süryani vatandaşın anadilinde bir soyadı almasını engelleyen yasayı Anayasa&#8217;ya uygun bulan kararıyla beraber Türkiye&#8217;nin &#8216;normali&#8217; ve <a href='http://www.berkbalcik.net/tdp/2011/07/30/71/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tolga Şirin&#8217;in Bianet.org&#8217;da 24 Temmuz 2011 günü yayınlanan yazısı. Tamamı dil politikaları ile ilgili olmasa da dil siyasetinin nasıl girift bir şekilde diğer ideolojik konularla iç içe geçtiğini göstermesi açısından dikkate değer bir yazı. </p>
<p>Anayasa Mahkemesi&#8217;nin, Favlus Ay isimli Süryani vatandaşın anadilinde bir soyadı almasını engelleyen yasayı Anayasa&#8217;ya uygun bulan kararıyla beraber Türkiye&#8217;nin &#8216;normali&#8217; ve &#8216;hâkimi&#8217; tekrar tespit edilmiş, mevcut sorun derinleştirilerek yeniden üretilmiştir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi (AYM) iki hafta önce &#8216;Favlus Ay isimli Süryani bir vatandaşın, anadilinde bir soyadı (Bartuma) almasını yasaklayan yasa hükmünü&#8217; inceledi ve bu hükmü, anayasaya uygun buldu. Bu, Anayasa Mahkemesinin &#8216;soyadı&#8217; konusunda verdiği ikinci tartışmalı karar. Hatırlanacak olursa Mahkeme &#8216;kadınlara, evli olduğu erkeğin soyadını taşımak zorunluluğu yükleyen yasa hükmünü&#8217; de anayasaya uygun bulunmuştu (*).</p>
<p>&#8216;Soyadı&#8217; başlığı altında birleşen bu iki karar, aslında farklı bağlamları varmış gibi görünse de, sosyolojik olarak hâkim kimliğin hukuksal olarak tescilinden ibarettir. Yani bu kararlardan, mesela şu mesajı almak garipsenmez: Kadın, erkeğe,  etnik azınlık, çoğunluğa tabidir.</p>
<p>AYM&#8217;nin verdiği bu karar, farklı boyutlarla ele alınmaya müsait görünüyor. Ancak dağıtmamak adına şimdilik hukuk ve etnik bağlamla sınırlı bir incelemeyle yetinebiliriz.</p>
<p>Soru: Türk, Kimdir?</p>
<p>Türkiye&#8217;de azınlık hakları meselesinin bağrında yatan bu soruya Anayasa&#8217;nın 66. maddesi yanıt veriyor: &#8220;Türk Devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes, Türktür.&#8221;</p>
<p>Bilindiği gibi bu maddeye yönelik farklı kesimlerden itirazlar yükselmiş, ancak tartışmanın doruk noktası, 2004&#8242;te vatandaşlık için &#8216;Türk&#8217; yerine &#8216;Türkiyeli&#8217; kavramını öneren Azınlık Hakları Raporu&#8217;nun yayımlanması ve hocalarımız Baskın Oran ve İbrahim Kaboğlu&#8217;nun yargılanmaları olmuştu. Hal böyleyken o meşhur raporu hatırlamakta yarar var. Rapor konuşuyor:</p>
<p>&#8220;Bir millet olarak Türklerden söz ederken, &#8220;Türk&#8221; teriminin aynı zamanda bir etnik (hatta dinsel) grup anlamına geldiği görülmemektedir (&#8230;) Osmanlı İmparatorluğunda üst kimlik &#8216;Osmanlı&#8217; iken, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nde &#8216;Türk&#8217; olarak belirlenmiştir. Bu üst kimlik, vatandaşı ırk ve hatta dinle tanımlama eğilimindedir. &#8216;Türk&#8217; sayılabilmek için ayrıca &#8216;Müslüman&#8217; olmak gerektiği, gayrimüslim yurttaşlarımıza &#8216;Türk&#8217; değil, &#8216;Vatandaş&#8217; denmesinden bellidir. Türkiye&#8217;de hiç kimse, örneğin bir Rum veya Musevi yurttaştan söz ettiği zaman &#8216;Türk&#8217; dememektedir, çünkü Müslüman olmayan bir yurttaştan söz edilmektedir.&#8221;</p>
<p>Yine hatırlanacak olursa o dönemde, bu tespitlerin geçersiz olduğu, &#8216;Türk&#8217; kelimesinin asla etnik anlam taşımadığı, Türkiye&#8217;deki bütün yurttaşların hangi dili kullanıyor, hangi dine inanıyor, hangi etnik kökenden geliyor olursa olsun vatandaşlık bakımından &#8216;Türk&#8217; olduğu ve aralarında herhangi bir ayırımcılık yapılmadığı iddia edilmişti. Geçen haftaki AYM kararı ne yazık ki bunun böyle olmadığının çelişkili biçimde kabulüdür.</p>
<p>Yasa ve AYM konuşuyor:</p>
<p>&#8220;Soyadı Kanunu madde 3: Rütbe ve memuriyet, aşiret ve yabancı ırk ve millet isimleriyle umumi edeplere uygun olmayan veya iğrenç ve gülünç olan soyadları kullanılamaz.&#8221;<br />
&#8220;Soyadının, bir kimsenin kimliğini belirleme işlevi yanında ailesini ve soyunu belirleme, kişiyi başka ailelerin bireylerinden ayırt etme ya da kişinin hangi kökene, topluluğa veya ulusa ait olduğunu belirleme işlevi de bulunmaktadır. Bu işlevleri nedeniyle yasakoyucu (&#8230;), ulusal birliğin sağlanması, dil ve dil kimliğinin korunması gibi sebeplerle soyadı kullanımını yasal düzenlemelerle kural altına almaktadır (&#8230;) Kural, yeni alınacak soyadını yabancı ırk ve millet ismi olarak almak isteyen herkese ayrım gözetmeksizin uygulanmaktadır.&#8221;</p>
<p>Yani esasen dava konusu olay, &#8216;Bartuma&#8217; soy isminin, &#8216;yabancı&#8217; sayılıp sayılmayacağı veya daha özel olarak Anadolu coğrafyasında çok uzun zamandan bu yana yaşayan bir etnik kimlik olarak Süryaniliğin &#8216;Türk&#8217; kavramı içinde görülüp görülmediği noktasında düğümleniyor. AYM&#8217;nin ise bu düğümü, Türk kavramını etnik Türklerle sınırlı olduğu, Süryaniliğin ve ona dair unsurların Anayasadaki &#8216;Türk&#8217; kavramının içinde yer almadığı biçiminde bir yorumla &#8216;körleştiriyor.&#8217; Yani Süryaniler, yine yeniden &#8216;yerli yabancı&#8217; sayılıyor.</p>
<p>Gözden Kaçanlar ve Karşı Oylar</p>
<p>Anılan paradoksa rağmen, karara sekiz üyenin karşı oy yazmış olması, ehveni şer sayılabilir. Örneğin &#8220;Dil, din, etnik ve ırk farklılıkları millet olmaya engel değildir. &#8220;Yabancı ırk ve millet isimleriyle&#8221; ibaresindeki &#8220;yabancı&#8221; kelimesi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları arasında çoğunluğu oluşturanlardan farklı etnik ve/veya dini topluluklara mensup olanları ima edecek şekilde anlaşılmamalıdır.&#8221; şeklindeki karşı görüşler, ne olursa olsun teselli edici nitelikte.</p>
<p>Diğer taraftan karar, uluslararası hukuk bakımından da eleştiriye açık durumda. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (AİHM); insanların soyadlarını, onların özel hayatlarına ve aile yaşamlarına saygı hakkının bir parçası olarak kabul eder. Bu konuda devletlerin bu hakların sınırlanabilmesi konusunda takdir yetkisi olduğu kabul edilse de, İnsan Hakları Sözleşmesi asgari bir standarttır ve Sözleşme&#8217;ye taraf devletler, bu hakkı geliştirmekle yükümlüdür.</p>
<p>Ayrıca kararda Süryanilerin, bir insan hakları metni olarak Lozan Antlaşması bakımından &#8216;azınlık grubu&#8217; niteliğinde olduğu dikkate alınmamış, Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Hakları Sözleşmesi Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi, Avrupa Güvenlik ve İŞbirliği Teşkilatı (AGİT) Oslo Tesviyeleri, Ulusal Azınlıkların Korunması için Çerçeve Sözleşme gibi metinlerde kişilerin ve azınlıkların isim haklarının açıkça güvence altında olduğu göz ardı edilmiştir.</p>
<p>Diğer taraftan karar gerekçesinde, meselenin eşitlik ilkesi bakımından da tartışıldığı görülüyor. Ancak AYM&#8217;ye göre &#8216;Türkler&#8217;, kendi dillerinde bir soyadı alabilirler. &#8216;Türklük&#8217; dışında bir etnik kimliğe sahip vatandaşlar ise mensup oldukları kimliğin parçası olan bir soyadını alamazlar. Bu tespitin kendisi eşitsizlik yarattığı açık&#8230; Bu bakımdan BM Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Sözleşmesi&#8217;ne aykırılık söz konusu.</p>
<p>Son olarak kişilerin soyadları, Anayasa&#8217;nın &#8220;kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı hakkı&#8221; bünyesindedir. Anayasa&#8217;da ise bu hakka yönelik anılan şekilde bir sınırlama öngörülmemiştir.</p>
<p>Hal böyleyken anılan kararının özgürlükçü, insan haklarını geliştirici bir nitelik taşıdığı söylenemez. Dahası bu karar, AYM&#8217;lerden beklenen çatışmaları uyumlaştırma işlevine de son derece &#8216;yabancıdır&#8217;.</p>
<p>Sonuç itibariyle bu kararla beraber Türkiye&#8217;nin &#8216;normali&#8217; ve &#8216;hâkimi&#8217; tekrar tespit edilmiş, mevcut sorun derinleştirilerek yeniden üretilmiştir.</p>
<p>* Bu yazı yazıldıktan sonra Ankara 11. Aile Mahkemesi&#8217;nin AYM&#8217;den daha ileri bir kararla evli kadınların tek başına bekârlık soyadını kullanabileceğine karar verdiğini öğrendik. Bkz. 17.07.2011 tarihli Radikal. Yerel mahkemelerin cesareti umut verici. (TŞ/ŞA)</p>
<p>* Tolga Şirin, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi&#8217;nde Anayasa Hukuku Anabilim Dalı öğretim görevlisi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.berkbalcik.net/tdp/2011/07/30/71/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kürtçe konusu</title>
		<link>http://www.berkbalcik.net/tdp/2011/03/20/kurtce-konusu/</link>
		<comments>http://www.berkbalcik.net/tdp/2011/03/20/kurtce-konusu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Mar 2011 21:30:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dil hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Dil politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe]]></category>
		<category><![CDATA[Yasal düzenleme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.berkbalcik.net/tdp/2011/03/20/kurtce-konusu/</guid>
		<description><![CDATA[Baskın Oran&#8217;ın 20 Mart 2011 tarihinde Radikal 2&#8242;de yayınlanan yazısıdır. Kürtçe Konusu Bu ulus-devlet denilen çağdışı ucube, altyapıda değişiklik yapmakta çok geç kalmıştı. İthal ikameci sınaileşme’den (yani bizim gençlik heyecanı, bilgisizliği ve Kemalizmiyle 1960 ve 70’lerde “sosyalizm” sandığımız devletçilik’ten) ihracata yönelik ekonomiye geçmeye bir türlü karar verememişti. Bu yüzden, Doğu ve Güneydoğu Asya ekonomileri alıp <a href='http://www.berkbalcik.net/tdp/2011/03/20/kurtce-konusu/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Baskın Oran&#8217;ın 20 Mart 2011 tarihinde Radikal 2&#8242;de yayınlanan yazısıdır. </p>
<p>Kürtçe Konusu</p>
<p>Bu ulus-devlet denilen çağdışı ucube, altyapıda değişiklik yapmakta çok geç kalmıştı. İthal ikameci sınaileşme’den (yani bizim gençlik heyecanı, bilgisizliği ve Kemalizmiyle 1960 ve 70’lerde “sosyalizm” sandığımız devletçilik’ten) ihracata yönelik ekonomiye geçmeye bir türlü karar verememişti. Bu yüzden, Doğu ve Güneydoğu Asya ekonomileri alıp başını giderken, 1980’lerde yüzme öğrenmek için okyanusa atlayanlara benzemişti. Tabii, bunda, Koç Holding başta olmak üzere, aman devletçilik bitmesin diye çığrışmış olan “milli” kapitalizmin büyük günahı vardır, o fasıl ayrı. </p>
<p>Bu çağdışı ucube, şimdi de üstyapıda değişiklik yapmakta fevkalade geç kalmış vaziyette. Bu yüzden gölgelerle boks yaparak yine kıymetli zaman yitirmekteyiz. Her şeyin ötesinde, iki taraftan gençler nâhak yere patır patır ölmekte. Şu anda 1930 modeli Kemalistler, bilerek veya bilmeyerek Derin Devlet’in orkestra şefliğinde, aman Kürtçe konuşulmasın, yazılmasın, öğretilmesin yoksa Türkiye parçalanır diye hâlâ çığrışmaktalar. </p>
<p>Yalnız, bilmem farkında mısınız, son haftalarda çok şayan-ı dikkat gelişmeler oluyor. Bunun en önemli işareti (ayrıca, en acayibi), Hürriyet’ten Fatih Çekirge’nin 21 ve 22 Şubat’ta yazdıkları. Ama buraya gelmeden önce, Kürtçe konusunda neredeyiz, ona bir göz atalım. Yani, ulus-devletin şâhâne tutarsızlıklarına. </p>
<p>Ulus-devlet kekeliyor… </p>
<p>Fazlasıyla rezilliklerle dolu olduğu için çok eskiye gitmeyeceğim; bunları zamanında yazdım da zaten. Bir gösteride öldürülen oğullarının mezar taşına Kürtçe “Şehidin Ruhuna El Fatiha” yazdırdığı için Ağustos 2010 sonunda soruşturmalık olan aileden bu yana neler yaşandı, onu özetleyeceğim. </p>
<p>Bunu yazmıştım, tamamen aynı suçu işleyen iki kişiden biri 7,5 yıl, diğeri (İsa Yağbasan) 9 yıl aldı. “Olumlu kanaat oluşmadığı için” iyi hal indirimi verilmediğinden 1,5 yıl fazla. Çünkü Yağbasan, savunmasını Kürtçe yapmak istemişti (Radikal, 22.09.10) </p>
<p>“Sanık, Güneydoğu Anadolu’yu Kürdistan olarak nitelemiştir. Ayrıca, Kandil Dağı yazarken, Türkçe alfabede bulunmayan Q harfiyle yazmıştır. Bunun, örgütçe sürekli dile getirilen Kürtçe alfabe talebinin propagandası amacıyla yapılmış olduğu anlaşılmıştır”. (Milliyet, 12.11.10). İstanbul 11. Ağır Ceza savcısı, yazıları yüzünden zaten 17 yıl yatmış olan Doç. İsmail Beşikçi’ye böyle bir dava açtı. Sonuç: Beşikçi’ye şimdi de 15 ay verildi. </p>
<p>KCK sanıklarına Lozan md. 39/5’i çiğneme pahasına Kürtçe sözlü savunma yaptırmayan Diyarbakır 6. Ceza’nın, KCK davasından 5 ay önceki bir davada “bilinmeyen dil”i bildiği ortaya çıktı. Üstelik bu davadaki sanık, hukuk bitirmiş biri idi yani Türkçeyi iyi biliyordu (Radikal, 24.11.10). </p>
<p>AKP Gn. Bşk. Yd. Ömer Çelik, “Son özerklik ve iki dil tartışmalarını gerçek demokratikleşme sürecine suikast teşebbüsü olarak görüyorum” dedi (Radikal, 24.12.10). BDP Batman İl Başkanlığı, binasına iki dilde tabela asınca polis Siyasi Partiler Kanunu’na aykırı olduğu gerekçesiyle indirdi (Milliyet, 1.01.10). Kültür Bakanlığı’nın Kürtçe bastırdığı Mem u Zin’i (yazılışı: 1695) ağır ceza mahkemesi sakıncalı bularak mahkumlara verdirtmedi (Bianet, 27.01.11). Yerleşim birimlerinin eski ve yeni adlarının birlikte kullanılması yolundaki kanun teklifi, AKP oylarıyla reddedildi (Milliyet, 05.02.11) </p>
<p>Ulus-devlette ifrat ile tefrit maşallah elele. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Lozan 39/5’in amir hükmü olan sözlü savunmayı reddediyor, Diyarbakır 4. Ağır Ceza bir sanığın 55 sayfalık yazılı Kürtçe savunmasını kabul ediyor ki, 39/5’te sadece sözlü savunma hakkı var (CNN Türk, 25.11.10). </p>
<p>Çok dilli belediyecilik </p>
<p>Urfa’daki bir yürüyüş davasında 98 sanık savunmalarını 5. Asliye Ceza’da Kürtçe yaptı. (Milliyet, 02.12.10). Aynı durum, yine Urfa’da, bu sefer 53 sanık için söz konusu oldu (Taraf, 01.01.11). Mersin’de mahkeme, Ebru B.’nin Zazaca savunma yapmasına izin verdi (Radikal, 26.02.11).<br />
Diyarbakır Başsavcılığı, bölgedeki “çift dilli tabelalar” ile ilgili soruşturmasını tamamlayarak takipsizlik kararı verdi. Gerekçe: 1353 sayılı Harf Kanunu’nda Arap harflerinin yasaklandığı, oysa Kürtçe tabelalarda Latin harflerinin kullanıldığı. Diyarbakır Valiliği, levhalarda Türkçe-Kürtçe kullanma yetkisinin İl Genel Meclisi’nde olduğunu belirterek suç duyurusunda bulunmuştu. (Milliyet, 21.01.11). Diyarbakır Sur Belediyesi, “Çok Dilli Belediyecilik” davasında beraat etti. Savcı mütalaasında, Harf Kanunu’na aykırılık olmadığını söyledi. (BİA, 02.02.11). Van ve Cizre belediyeleri de bütün yol tabelalarını iki dilli yaptı (T, 30.12.10). </p>
<p>Cumhurbaşkanı Gül, Diyarbakır’da “Anadil bir haktır, bu hak tanınacak” dedi. (Taraf, 07.01.11). Hakkın hangi konuda olduğu anlaşılamadı ama, çok olumluydu ya, bu yeter. Bülent Arınç, “Savunma hakkı kutsaldır. Bence mahkemenin Kürtçe savunmaya izin vermesi gerekir” dedi (Taraf, 03.03.11). Arınç’la görüştüm, Lozan’ın bu hakkı gayrimüslimlere getirdiğini sanıyor ama, yanlış gerekçeyle de olsa doğru söze hasretiz biz. T. Barolar Birliği Başkanı V. A. Coşar “KCK şüphelilerinin savunmalarını ana dillerinde yapmaları AİHS kapsamındadır” dedi (Milliyet, 23.02.11). Bu hak AİHS’de değil, Lozan’da; ama Coşar’a da bravo. </p>
<p>Hürriyet, Lozan’ı keşfetti! </p>
<p>Artık gelelim şu çok acayip ama çok önemli ve olumlu dediğim Fatih Çekirge yazısına. Mutlaka okuyun. Diyor ki: “Şimdi size belki de Türk basınında ilk kez göreceğiniz önemli bir gerçeği açıklayacağım”. 16 yıldır basında bunu yaza yaza yalama olan bendeniz, tabii, “Allah!” diyorum. Ama, aman, yazsın da, ilk defa yazıyor olsun; biz bu memlekette doğru söze hasretiz, nasıl ve niye söylenirse söylensin. Arkasından, md. 39/4-5 metnini veriyor ve “İşte, Cumhuriyet’i kuran belgenin önümüze koyduğu gerçek budur” diyor. </p>
<p>Yalnız, çok dikkat edin, Hürriyet yazıyor bunu. Nedense, işaret fişeği çakıyor. Yakında bir şeyler olacak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.berkbalcik.net/tdp/2011/03/20/kurtce-konusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ana dilde eğitim için boykot çağrısı</title>
		<link>http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/09/14/ana-dilde-egitim-icin-boykot-cagrisi/</link>
		<comments>http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/09/14/ana-dilde-egitim-icin-boykot-cagrisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Sep 2010 18:28:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dil hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/09/14/ana-dilde-egitim-icin-boykot-cagrisi/</guid>
		<description><![CDATA[Evrensel Gazetesi&#8217;nden 14 Eylül 2010 tarihli haber. Ana dilde eğitim için boykot çağrısı TZP-Kurdi, 20 Eylül ile 25 Eylül arası “Ana dilde eğitim istiyoruz” sloganıyla bir hafta boyunca okulları boykot etme kampanyası başlattı. TZP-Kurdi, 20 Eylül ile 25 Eylül arası “Ana dilde eğitim istiyoruz” sloganıyla bir hafta boyunca okulları boykot etme kampanyası başlattı. Vatandaşları ve <a href='http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/09/14/ana-dilde-egitim-icin-boykot-cagrisi/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evrensel Gazetesi&#8217;nden 14 Eylül 2010 tarihli <a href="evrensel.net/haber.php?haber_id=75134">haber</a>.</p>
<p><strong>Ana dilde eğitim için boykot çağrısı</strong></p>
<p>TZP-Kurdi, 20 Eylül ile 25 Eylül arası “Ana dilde eğitim istiyoruz” sloganıyla bir hafta boyunca okulları boykot etme kampanyası başlattı. TZP-Kurdi, 20 Eylül ile 25 Eylül arası “Ana dilde eğitim istiyoruz” sloganıyla bir hafta boyunca okulları boykot etme kampanyası başlattı. Vatandaşları ve öğrencileri devletin ilgili kurumlarına Kürtçe eğitimle ilgili dilekçe ile başvurmaya davet eden TZP Kurdi, tüm Kürtleri ve özellikle üniversite öğrencilerini anadilde eğitim için okulları boykot etmeye çağırdı.</p>
<p>TZP-Kurdi, 20 Eylülde başlayan 2010 eğitim öğretim yılına ilişkin dernek binasında basın açıklaması yaptı. TZP-Kurdi adına açıklama yapan Adil Ercan, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana Kürt kimliğinin ve dilinin inkar edildiğini belirterek, Kürtler ve Kürt dilinin anayasada kabul edilmediği sürece Kürtlerin yaşamının tehlikede olduğunu kaydetti. Ercan, “Cumhuriyetin kuruluşu üzerinde 88 yıl geçmesine rağmen Kürtler hâlâ görmezden geliniyor. Kürtler Kurtuluş Savaşı, Kıbrıs, Kore diğer savaşlarında ön safta yer aldılar. Görevlerini yerine getirdiler. Ama devlet Kürtlere karşı hiç bir görevini yerine getirmedi” dedi.</p>
<p>ASİMİLASYON YAŞI 12’YE İNDİ</p>
<p>Bir halkın dilinin yasaklanması durumunda yaşam hakkının kalamayacağını belirten Ercan, Kürtlerin kendini bu süreçten sonra demokratik özerklik esasında örgütleyeceğini, anadil eğitiminde demokratik özerklik kapsamında bölgesel yönetimlerle yürüteceğini kaydetti. Başbakanın asimilasyonun insanlık suçu olduğunu belirttiğini ancak kendisinin aynı suçu işlediğini vurgulayan Ercan, “Milyonlarca Kürt çocuğun her yıl okullar açıldığında kendi dilinde eğitim görmediği için boynu bükük kalıyor. Kürt çocukları baskı ve zorla kendi kimliklerinden uzaklaştırılıyorlar. Asimile etmenin yaşı artık 2’ye indi. Başbakan bunu görmezden geliyor. Eğer dil çocukluktan asimle edilmeye başlanırsa o dil o ulus ölüme doğru gider. Tam anlamıyla kimliğimizi kaybetmemek için dilimize sahip çıkmamız gerekiyor. Çünkü dil ulusun kimliğidir” dedi. Ercan, 20-25 Eylüle kadar sürecek olan “Ana dilde eğitim istiyoruz” kampanyasına tüm demokrat çevreleri ve Kürtleri katılmaya çağırdı.<br />
(Diyarbakır/DİHA)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/09/14/ana-dilde-egitim-icin-boykot-cagrisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkçeyi ve milleti kurtaran kurum RTÜK işbaşında</title>
		<link>http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/08/12/turkceyi-ve-milleti-kurtaran-kurum-rtuk-isbasinda-2/</link>
		<comments>http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/08/12/turkceyi-ve-milleti-kurtaran-kurum-rtuk-isbasinda-2/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 17:56:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[rtük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/08/12/turkceyi-ve-milleti-kurtaran-kurum-rtuk-isbasinda-2/</guid>
		<description><![CDATA[12 Ağustos. 2010 Perşembe tarihinde NTVMSNBC sitesinde yayınlanan haber. RTÜK yine Türkçenin yoldan çıktığına hükmetmiş. Arada dil üzerinden populer kültüre, oradan da &#8220;ulusal değerlere&#8221; ayar çekmek gerektiğine inanan bir zihniyetin kendini tekrar tekrar gösterdiği bir yer RTÜK. &#8216;Kimse bakkaldan &#8216;çikeleta&#8217; istiyor mu?&#8217; RTÜK&#8217;ün Türk Malı dizisinde 81 kelimenin yanlış kullanılması nedeniyle attığı adıma Doğan Hızlan <a href='http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/08/12/turkceyi-ve-milleti-kurtaran-kurum-rtuk-isbasinda-2/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>12 Ağustos. 2010 Perşembe tarihinde NTVMSNBC sitesinde yayınlanan haber. RTÜK yine Türkçenin yoldan çıktığına hükmetmiş. Arada dil  üzerinden populer kültüre, oradan da &#8220;ulusal değerlere&#8221; ayar çekmek gerektiğine inanan bir zihniyetin kendini tekrar tekrar gösterdiği bir yer RTÜK. </p>
<p>&#8216;Kimse bakkaldan &#8216;çikeleta&#8217; istiyor mu?&#8217;</p>
<p>RTÜK&#8217;ün Türk Malı dizisinde 81 kelimenin yanlış kullanılması nedeniyle attığı adıma Doğan Hızlan ve Gani Müjde tepki gösterdi. Hızlan, &#8220;Bir dil jandarması gibi olmaz ki&#8221; derken, Müjde &#8220;Kimse Şener Şen gibi &#8216;domatis&#8217; demedi&#8221; diye konuştu.</p>
<p>ntvmsnbc<br />
İSTANBUL &#8211; Radyo ve Televizyon Üst Kurulu&#8217;nun (RTÜK) Abiye ve Erman Kuzu&#8217;nun yanlış kullandığı 81 kelime nedeniyle Türk Malı dizisini yayınlayan kanaldan savunma istemesi tartışmayı başlattı.</p>
<p>RTÜK raporunda dizide birçok kelime, deyim, özlü söz, özel isim, unvan, yer ismi, terim ile dilimize yabancı dillerden giren sözcüklerin yanlış kullanıldığı ve çok fazla argo kelimenin diyaloglarda yer aldığı belirtildi. RTÜK uzmanlarının gözünden kaçmayan yanlışlar şunlardı:</p>
<p>&#8221;Aritmatik (aritmetik), aşortman (eşofman), bu kadan (bu kadar), cöle (jöle), derişiklik (değişiklik), ezelfektan (dezenfektan), guzu (kuzu), hakketten (hakikaten), ivet (evet), kopek (köpek), laylon (naylon), lehavilite (rehabilite), liften (lütfen), mikemmel (mükemmel), ne kadan (ne kadar), ötüd odası (etüd odası), ruhsal burhan (ruhsal buhran), tebrik koyuyorum (tebrik ediyorum), tezcüraat (tezahürat), tijene (hijyen), tikkat (dikkat), tonurcuk (tomurcuk), yiter (yeter), yürüşen merdiven (yürüyen merdiven), zaman hışımı (zaman aşımı), şah mart oldu (şah mat oldu), uzun lafın sopası (uzun lafın kısası), ağaç yaşken emilir (ağaç yaşken eğilir), ödüm cörtledi (ödüm koptu), ayağını organına göre uzatmak (ayağını yorganına göre uzatmak), komşu komşunun gülüne muhtaçtır (komşu komşunun külüne muhtaçtır), misafir girmeyen eve doktor girer (güneş girmeyen eve doktor girer), temizlik İran&#8217;dan gelir (temizlik imandan gelir), istemek başarmanın karısıdır (istemek başarmanın yarısıdır), kitap en iyi tosttur (kitap en iyi dosttur), laf olsun torba kopsun (laf olsun torba dolsun), yalancının mumu yansıyana kadar yanar (yalancının mumu yatsıya kadar yanar), her koyun kendi bacanağıylan basılır (her koyun kendi bacağından asılır), Saval (Seval), Gokan (Gökhan), Hollanda&#8217;nın başkenti Paris (Hollanda&#8217;nın başkenti Amsterdam), logoritma (logaritma), aynobik (aerobik), esperesko (espresso), Aykut testi (IQ testi), boy Frenk (boy friend).&#8221;</p>
<p>RTÜK kanalın vereceği savunmayı yeterli bulmazsa program durdurma cezası da verebilecek.</p>
<p>&#8216;Edebiyatın Cumhurbaşkanı&#8217; ve Hürriyet yazarı Doğan Hızlan ile ünlü mizah yazarı Gani Müjde, konuyu NTV canlı yayınında değerlendirdi.</p>
<p>Usta yazar Doğan Hızlan, şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;Mizah amacı taşımayaman bir yazıda &#8216;bunu yanlış kullanmışsınız&#8217; diyebilirsiniz ama zaten bu bozma mizah amacıyla yapılıyor. Ayrıca şimdi dizilere bakıp bunu söylüyoruz, mizah dergilerini unuttuk. Düşünün yıllarca çıkan Gırgır&#8217;ı. Gırgır&#8217;ın gençler arasındaki kullanımını düşünelim, yeni mizah dergilerini düşünelim, Penguen, Leman veya Uykusuz&#8217;u. Bu aslında dilin sözlükteki anlamına başka bir anlam yüklemektir, bozmanın amacı budur. Bir de gülme ögesini yaratıyor, mizahta da bu vardır. Bunlar edebiyat metinleri olarak okutulmuyor ki, okuldaki edebiyat kitaplarına konulmuyor ki? Bunlar bir dizide gülünmesi içni yapılan bir mizahi kaydırma. Bunları çok olağan karşılıyorum ve gülüyorum da ayrıca.</p>
<p>RTÜK&#8217;ün açıklamasındaki &#8216;Hiç kimsenin toplumsal değerleri gözardı ederek gülmece yapma hevesi olmamalı&#8217; ifadesine gelelim. Bunlar o kadar havada şeyler ki&#8230; Toplumsal değerler, gençlerin durumları. İnanır mısınız bunlar her döneme göre değişir. Dünya o kadar hızlı değişiyor ki, yıllar önce argo sayılan şeyler bugün normal sayılıyor. Ayrıca şunu da unutmayalım, burada argo  da söz konusu. Argo bir dilin baharatı, lezzeti, argo sözlüğümüz bile var.</p>
<p>Ayrıca meslek argosu da var. Yıllar önce rahmetli Şakir Eczacıbaşı &#8216;Tıpta Yenilikler&#8217; diye dergi çıkardı ve orada meslek argolarını sıralamıştı. Bir dönem şoför argoları vardı ve o kadar eğlenceliydi ki&#8230; İçinde simgeler, metaforlar ve göndermeler var. Bir dil jandarması gibi davranırsak olmaz ki bu&#8230; Dilin kendi mecrası var ve bu mecra içinde yürüyecek, küçülecek, bozulacak veya yabancı etkiyi alacak. Bu açıdan bir soruşturmaya, kovuşturmaya gerek görülmesine şaşırıyorum.</p>
<p>Nasrettin Hoca metinlerimizde dilin bozulması ve o dönemin argosu vardır. Hatta bugün müstehcen sayılan sözcükler var. Bunlar mizahın ve hoşgörünün içinde eritilmesi lazım olan şeylerdir. Gırgır dergisi hangi kuşağın ailevi değerlerini yok etti, hangi ailelerde bir bölünmeye veya aile facialarına yol açtı.&#8221;</p>
<p>Mizahçı Gani Müjde&#8217;nin değerlendirmesi ise şöyle oldu:</p>
<p>&#8220;Sadece dili değil toplumu da zapt-u rapt altına alma isteği görüyorum. Ne zaman zaten bir toplum yasaklarla biçimlendirilmeye çalışılsa, yasaklarla bir toplum mühendisliği yapılsa ondan sonra faşizm gelir.  Mazereti de hep şudur, işte toplumsal değerlerimizi korumak, gençleri kötü alışkanlıklardan korumak filandır. Ben kelimelerle oynayarak mizah yapan birisi değilim, burada mizahın avukatlığını yapıyorum, kendime ait bir şey yok. Bir mizahçının yasaklarla şekillendirilmesi ağırıma gidiyor.</p>
<p>Biz &#8216;Nöri Kantar&#8217;la büyümedik mi? Nöğürüyon&#8217;u duyduk yıllarca, hangimizin Türkçe&#8217;si bozuldu? Şener Şen &#8216;domatis, domatis&#8217; diye bağırdı Züğürt Ağa&#8217;da, biz yıllarca domatese &#8216;domatis&#8217; mi dedik? Burhan Altıntop &#8216;çikeleta&#8217; der, biz bakkala gidince &#8216;çikeleta&#8217; mı istiyoruz?</p>
<p>RTÜK yanlış alanlarda geziniyor. RTÜK üç şeyi denetlemeli bence, pornografi, şiddet ve küfür. Bunun dışındaki şeyler aslında RTÜK&#8217;ün ilgi alanına girmemeli, RTÜK&#8217;ün Türk aile yapısını korumak gibi bir görevi olmamalı. Çünkü senaristler Türk aile yapısının bozukluğundan bir senaryo çıkarabilir. Mizah da böyledir, eğersiniz, bükersiniz, kelimelerle oynarsınız.</p>
<p>Başbakan geçenlerde Nejat Uygur&#8217;u yatağında ziyaret etti, Nejat Uygur bu işlerin babasıdır. Kelimelerle oynar, takla attırır, bilerek yanlış söyler, karşısındakinin söylediğini yanlış anlar. Burada şunu görüyorum, şu andaki RTÜK üyelerinin mizah kültürüyle biraz daha haşır neşir olmaları gerekiyor. Toplumu şiddetten ve pornografiden korumak gerekiyor ama yolu bu değil. Karagöz Hacivat&#8217;da bile vardır bu tür mizah. Eğer toplumsal değerlerimizi korumaksa olay, Karagöz Hacivat&#8217;da argo vardır hatta küfür vardır. Bu yeni bir şey değildir ki, neyi tartışıyoruz anlamış değilim.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/08/12/turkceyi-ve-milleti-kurtaran-kurum-rtuk-isbasinda-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kürtçe savunmaya ret</title>
		<link>http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/07/20/kurtce-savunmaya-ret/</link>
		<comments>http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/07/20/kurtce-savunmaya-ret/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jul 2010 09:51:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kürtçe]]></category>
		<category><![CDATA[mahkeme]]></category>
		<category><![CDATA[yargı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/07/20/kurtce-savunmaya-ret/</guid>
		<description><![CDATA[20 Temmuz 2010 tarihli NTVMSNBC haberi. İzmir’de haklarında dava açılan sanıklar, Kürtçe savunma yapmayı talep etti. Mahkeme heyeti, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararını gerekçe göstererek, talebi reddetti. AA İZMİR &#8211; İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, çoğunluğu üniversite öğrencilerinden oluşan ve &#8221;terör örgütüne üye olmak&#8221;, &#8221;Korsan gösteri düzenlemek&#8221;, &#8221;Bayrak yakmak&#8221; gibi suçlardan yargılanan 11&#8242;i tutuklu 18 <a href='http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/07/20/kurtce-savunmaya-ret/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>20 Temmuz 2010 tarihli NTVMSNBC haberi. </p>
<p>İzmir’de haklarında dava açılan sanıklar, Kürtçe savunma yapmayı talep etti. Mahkeme heyeti, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararını gerekçe göstererek, talebi reddetti.</p>
<p>AA İZMİR &#8211; İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, çoğunluğu üniversite öğrencilerinden oluşan ve &#8221;terör örgütüne üye olmak&#8221;, &#8221;Korsan gösteri düzenlemek&#8221;, &#8221;Bayrak yakmak&#8221; gibi suçlardan yargılanan 11&#8242;i tutuklu 18 öğrencinin yargılandığı duruşmada, öğrencilerden 7&#8242;si anadillerinin Kürtçe olduğunu belirterek, Kürtçe savunma yapmak istedi.</p>
<p>Mahkeme başkanı Güngör Tosunoğlu, &#8221;Türkçe&#8217;yi gayet güzel konuşuyorsun. Halen üniversitede Türkçe eğitim görüyorsun. Neden Kürtçe savunma yapmak istiyorsun?&#8221; şeklindeki sorusuna sanıklardan Turan Kaygısız, &#8221;Ben Türkçe savunma yapmak istemiyorum. Anadilim olan Kürtçe&#8217;de savunma yapmak istiyorum. Kendimi Kürtçe daha iyi ifade edebileceğim kanaatindeyim. Bu hakkın tanınmaması halinde savunma yapmak istemiyorum&#8221; şeklinde karşılık verdi.</p>
<p>Bazı sanıklar ise arkadaşlarının taleplerini desteklediklerini ancak Kürtçe bilmedikleri için Türkçe savunma yapacaklarını dile getirdiler.</p>
<p>Mahkeme heyeti, sanıkların Türkçe bildikleri halde Kürtçe savunma yapma taleplerini oybirliğiyle reddetti. Gerekçedeyse şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>&#8221;Ceza Muhakemesi Kanunu&#8217;nun 202. maddesinde sanık ve mağdurun meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmemesi halinde, mahkeme tarafından atanan tercüman aracılığıyla savunması veya iddiasının alınacağı belirtilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinin 3-e bendinde, duruşmada kullanılan dili anlamadığı veya konuşmadığı takdirde bir tercümanın yardımından para ödemeksizin yararlanma hakkının bulunduğu belirtilmiştir.</p>
<p>Bu maddeyi yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 7 Aralık 1983 tarihli kararında, başvuranın Fransa&#8217;da doğduğu ve eğitim gördüğü ve Fransızca dilini konuşmakta sıkıntısının olmadığının anlaşılması karşısında bir tercümanın yardımından yararlanma hakkının, açıkça sanığın mahkemenin kullandığı dili anlamadığı veya konuşamadığı durumlarda geçerli olacağını belirtmiştir. Anayasamızda da bu yasalara ve AİHS&#8217;ine aykırı bir hüküm bulunmayıp, paralellik arz etmektedir.</p>
<p>Savunmasını Türkçe yapmayan sanıkların Türkiye&#8217;de eğitim gördükleri ve resmi dil olan Türkçe&#8217;yi okullarda okudukları, bu şekilde Türkçe&#8217;yi bildikleri anlaşılmaktadır. Türkçe&#8217;yi bilmelerine rağmen resmi dil haricinde savunma yapmak istekleri, AİHS&#8217;nin 17. maddesinde belirtilen hakkın kötüye kullanılması yasağı kapsamındadır.&#8221;</p>
<p>Sanıklar ise Kürtçe savunma yapmak konusunda ısrarlı olduklarını ifade ettiler. Yargılama sonunda mahkeme heyeti tutuklu yargılanan sanıklardan 3&#8242;ünün tahliyelerine karar vererek duruşmayı erteledi.</p>
<p>Sanıkların avukatlarından Nezahat Paşa Bayraktar, müvekkillerinin Kürtçe savunma yapmak konusunda ısrarlı olduklarını, konuyu AİHM&#8217;e taşıyacaklarını bildirdi.</p>
<p>DAHA ÖNCE DE SORUN OLMUŞTU<br />
İzmir&#8217;deki bir diğer özel yetkili mahkeme olan 10. Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;nde, 2007 yılının Temmuz ayında düzenlenen operasyonla yakalanan ve haklarında &#8221;Terör örgütüne üye olmak&#8221;, &#8221;Örgüte yardım ve yataklık etmek&#8221;, &#8221;Patlayıcı madde bulundurmak&#8221;, &#8221;Örgüte silah sağlamak&#8221; suçlarından dava açılan 6&#8242;sı tutuklu 8 sanığın yargılanmasında da Kürtçe savunma tartışması yaşandı.</p>
<p>Duruşmada, daha önce Türkçe ifade veren sanıklardan Kıyasettin Yetkin ve İslam Tüner, Kürtçe konuşarak, bu dilde savunma yapmak istediklerini bildirdiler. Mahkeme başkanı Cengiz Çoban talebi, sanıkların ifadelerini &#8221;Anlaşılmayan bir dille bir şeyler söyledi&#8221; diyerek tutanağa geçti.</p>
<p>Sanık avukatları müvekkillerinin Kürtçe savunma yapmak istediğini, &#8221;Anlaşılmayan bir dilde konuşmuştur&#8221; denilerek, sanığın anadilinin aşağılandığını ileri sürdüler. Avukatlar, Mahkeme Başkanı Cengiz Çoban ile üye hakim Süleyman Mutlu&#8217;nun da reddini talep ettiler.</p>
<p>Sert tartışmanın yaşandığı duruşmada Mahkeme Başkanı Çoban, sanık müdafilerini söz almadan konuşmamaları konusunda uyardı.</p>
<p>Sanıklardan Bülent Koç ve Orhan Yüksel de Kürtçe savunma yapmak istediklerini bildirdi.</p>
<p>Mahkeme heyeti, sanıkların reddi hakim talebini reddederek, eksiklerin tamamlanması için duruşmayı erteledi. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/07/20/kurtce-savunmaya-ret/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TRT&#8217;den Ermenice şarkıya yasak!</title>
		<link>http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/07/12/trtden-ermenice-sarkiya-yasak/</link>
		<comments>http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/07/12/trtden-ermenice-sarkiya-yasak/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2010 09:45:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ermenice]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[trt]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/07/12/trtden-ermenice-sarkiya-yasak/</guid>
		<description><![CDATA[Radikal Gazetesi&#8217;nden 12 Temmuz 2010 tarihli bir haber. 1980&#8242;li yıllarda Hayko&#8217;nun çekinmeden Ermenice söylediği &#8216;Acıyla Dolu&#8217; diğer adıyla &#8216;Buruk Acı&#8217; şarkısını albümüne koyan Hayko&#8217;nun oğlu Alex&#8217;in karşısına TRT çıktı. Taverna krallarından Hayko&#8217;nun oğlu Alex&#8217;in Ermenice şarkısı TRT tarafından yasaklandı. Vatan&#8217;ın haberine göre TRT, Alex&#8217;in &#8216;İz&#8217; isimli albümünde Ermenice söylediği şarkıyı sakıncalı buldu. Türkçesi &#8216;Acıyla Dolu&#8217; <a href='http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/07/12/trtden-ermenice-sarkiya-yasak/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Radikal Gazetesi&#8217;nden 12 Temmuz 2010 tarihli bir haber. </p>
<p>1980&#8242;li yıllarda Hayko&#8217;nun çekinmeden Ermenice söylediği &#8216;Acıyla Dolu&#8217; diğer adıyla &#8216;Buruk Acı&#8217; şarkısını albümüne koyan Hayko&#8217;nun oğlu Alex&#8217;in karşısına TRT çıktı.</p>
<p>Taverna krallarından Hayko&#8217;nun oğlu Alex&#8217;in Ermenice şarkısı TRT tarafından yasaklandı. Vatan&#8217;ın haberine göre TRT, Alex&#8217;in &#8216;İz&#8217; isimli albümünde Ermenice söylediği şarkıyı sakıncalı buldu. Türkçesi &#8216;Acıyla Dolu&#8217; olan şarkının TRT kanallarından yayınlanmasına izin verilmedi. Türk sinemasının önemli isimlerinden Türkan Şoray&#8217;ın &#8216;Buruk Acı&#8217; olarak sözlerini yazdığı şarkı 1980&#8242;li yıllarda Alex&#8217;in babası ünlü taverna kralı Hayko tarafından Ermenice yazılmış ve söylenmişti. Hayko&#8217;nun oğlu Alex yeni albümü için Ermeni Çocuk Korosu ile şarkıyı tekrar Ermenice okudu. Orijinal haline sadık kalınarak babası Hayko tarafından yeniden yazılan şarkıyı TRt Denetleme Kurulu&#8217;nun neden göstermeden yasaklaması genç şarkıyı oldukça şaşırttı. Alex, &#8216;Ben herhangi bir art niyet ya da politik mesajlar içermeden bu şarkıyı hazırlamıştım. Babamın sözlerini yazdığı şarkıyı çocuk korosu ile stüdyoda söylerken çok duygusal anlar yaşadım. Şarkının Ermenice sözleri tamamiyle aşkı anlatıyor. Yasaklamak çözüm değil, bence halkın tercihine bırakmak lazım. Zaten halk en güzel yasağı o şarkıyı ve sanatçıyı dinlemeyerek veriyor&#8221; diye konuştu. </p>
<p>Ermenice &#8216;Vıştov Letzun&#8217; (Acıyla dolu) olan şarkının Türkçe sözleri; </p>
<p>Acıyla dolu<br />
Seni görür görmez yüreğim sevgiyle doldu<br />
Eski günleri hatırladım<br />
Gözlerim yaşla doldu<br />
Ömrüm böyle geçti<br />
Acı dolu hatıralarla<br />
Hangi kapıyı çalsam<br />
Her yer acı ile dolu<br />
Tüm kalbimle seni gerçekten sevdim<br />
Sen beni aldattın<br />
Başkalarının yanına gittin<br />
Biliyorsun sevgilim<br />
Bir gün gülmedim<br />
Senin yolunu gözümde yaşlarla bekledim</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/07/12/trtden-ermenice-sarkiya-yasak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Üniversitede Kürtçe sunum</title>
		<link>http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/06/30/universitede-kurtce-sunum/</link>
		<comments>http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/06/30/universitede-kurtce-sunum/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Jun 2010 18:55:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe]]></category>
		<category><![CDATA[konferans]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/06/30/universitede-kurtce-sunum/</guid>
		<description><![CDATA[Haberturk.com&#8217;dan 29 Haziran 2010 tarihli haber. Üniversitede Kürtçe sunum Hakkari Üniversitesi’nde düzenlenen bir konferansta Kürtçe sunum yapılacak Zeki DARA/ HAKKARİ (AHT) Hakkari Üniversitesi Rektörü ve Kürt Dili ve Edebiyatı Günleri&#8217; Başkanı Prof. Dr. İbrahim Belenli, Hakkari Üniversitesi bünyesinde 16- 17-18 Temmuz tarihleri arasında &#8221;21. Yüzyılda Kürt Dili ve Edebiyatı Günleri&#8221; konulu konferans düzenleyeceklerini söyledi.Kürt dilinin, <a href='http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/06/30/universitede-kurtce-sunum/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Haberturk.com&#8217;dan 29 Haziran 2010 tarihli haber. </p>
<p>Üniversitede Kürtçe sunum</p>
<p>Hakkari Üniversitesi’nde düzenlenen bir konferansta Kürtçe sunum yapılacak</p>
<p>Zeki DARA/ HAKKARİ (AHT)</p>
<p>Hakkari Üniversitesi Rektörü ve Kürt Dili ve Edebiyatı Günleri&#8217; Başkanı Prof. Dr. İbrahim Belenli, Hakkari Üniversitesi bünyesinde 16- 17-18 Temmuz tarihleri arasında &#8221;21. Yüzyılda Kürt Dili ve Edebiyatı Günleri&#8221; konulu konferans düzenleyeceklerini söyledi.Kürt dilinin, günümüzde birçok ülkede konuşulduğunu, kullanımı ve gelişiminin de bu ülkelere göre farklılıklar sergilediğini belirten Hakkâri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Belenli, &#8220;Konuşulduğu her bölgede Kürt dilinin, kendine özgü bir tarih yarattı, lehçe ve ağızların canlılıklarını dikkat çekici bir şekilde korudu. Bu durum, dil ve edebiyat araştırmacıları için oldukça zengin bir saha yarattı&#8221; dedi.Milyonlarca kişinin konuştuğu Kürt dilinin, bir edebiyat yaratabildiğini ifade eden Belenli, şöyle devam etti: &#8221;Kürt dilinin Ortadoğu, Türkiye ve hatta dünyada değer kazanmaya başladığı bir dönemde, seminerler ya da konferansların da katkısıyla, Kürdoloji alanındaki tartışmalar ve çalışmalar artmaya başlamıştır. Bugün Kürtçe, edebiyatıyla birlikte, evlerden artık çıkıp serbest bir şekilde idari ve akademik alanlarda da kullanılmaya başlanmıştır. Ancak bilindiği gibi, Rusya, Avrupa ve Ortadoğu&#8217;nun bazı ülkelerinde Kürt dili ve edebiyatı daha önce de önemli araştırmalara konu olmuştur. Türkiye&#8217;de de bu alandaki çalışmaların üniversiteler yoluyla sürdürülmesi gündemdedir. Ancak, bahsedilen bu temeller nasıl atıldı ve üzerlerine bugün nasıl bir değer konulmaktadır? Kürt dili ve edebiyatı bugün ne durumdadır? Araştırmacılara göre, Kürt edebiyatı hangi özellikleri taşımaktadır. &#8221;Belenli, davetliler arasında, Kürtçe&#8217;nin konuşulduğu her ülkeden davetli olmasına ve Kürt dili ve edebiyatı araştırmalarının her alanından araştırmacı bulunmasına gayret gösterdiklerini ifade ederek, &#8221;Konferansımız &#8217;21. Yüzyılda Kürt Dili ve Edebiyatı&#8217; adıyla düzenlenecek ve sunum dili sadece Kürtçe olacak&#8221; şeklinde konuştu.Belenli, konferansa Mardin Artuklu Ünv. Kürt Dili ve Kültürü Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Selim Temo, İstanbul Kürt Enstitüsü Başkanı, dilbilimci Sami Tan ve INALCO Ünv. Doğu Dilleri ve Medeniyetleri Milli Enstitüsü&#8217;nden Yrd. Doç. Dr. İbrahim Seydo Aydoğan gibi isimlerin bulunduğu çok sayıda yerli ve yabancı davetlinin katılacağını söyledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/06/30/universitede-kurtce-sunum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kürtçe propaganda artık serbest</title>
		<link>http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/04/08/kurtce-propaganda-artik-serbest/</link>
		<comments>http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/04/08/kurtce-propaganda-artik-serbest/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Apr 2010 11:08:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dil hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçe]]></category>
		<category><![CDATA[propaganda]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/04/08/kurtce-propaganda-artik-serbest/</guid>
		<description><![CDATA[Radikal gazetesinin 08.04.2010 tarihli haberi: AKP, tek kelimelik bir değişiklikle Kürtçe propagandanın önünü açtı. Yasada yapılan değişiklikle &#8216;seçim propagandalarında Türkçe&#8217;den başka dil ve yazı kullanılması yasaktır&#8217; ifadesi, &#8216;Türkçe&#8217;nin kullanılması esastır&#8217; olarak değiştirildi. YURDAGÜL ŞİMŞEK ANKARA &#8211; AKP&#8217;nin Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanunu&#8217;nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi&#8217;nin TBMM <a href='http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/04/08/kurtce-propaganda-artik-serbest/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Radikal gazetesinin 08.04.2010 tarihli haberi:</p>
<p>AKP, tek kelimelik bir değişiklikle Kürtçe propagandanın önünü açtı. Yasada yapılan değişiklikle &#8216;seçim propagandalarında Türkçe&#8217;den başka dil ve yazı kullanılması yasaktır&#8217; ifadesi, &#8216;Türkçe&#8217;nin kullanılması esastır&#8217; olarak değiştirildi.</p>
<p>YURDAGÜL ŞİMŞEK </p>
<p>ANKARA &#8211; AKP&#8217;nin Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Milletvekili Seçimi Kanunu&#8217;nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi&#8217;nin TBMM Genel Kurulu&#8217;nda görüşülmesine devam edildi. Teklifin Anayasa Komisyonu&#8217;ndaki görüşmelerinde mevcut Kanunun &#8216;Propaganda yayınlarına ilişkin yasaklar&#8217; başlıklı 58. maddesinde değişiklik yapılarak Kürtçe&#8217;de sözlü propaganda yapılabilmesinin önü açılmıştı. Genel Kurul&#8217;da ise AKP&#8217;lilerin verdiği önerge ile sözkonusu maddede yeniden değişikliğe gidilerek Kürtçe propagandanın önü açıldı. Böylece hem BDP&#8217;nin Anayasa değişikliklerine destek için öne sürdüğü şartlardan biri hem de AKP hükümetinin demokratik açılım paketinde yer alan düzenlemelerden biri hayata geçirilmiş oldu. </p>
<p>Kabul edilen maddeye göre, propaganda için kullanılan el ilanları ve diğer her türlü matbuatlar üzerinde, Türk bayrağı, dini ibareler bulundurulması yasak, siyasi partiler ve adayların yapacakları propagandalarda Türkçe&#8217;nin kullanılması esas olacak. Şu an yürürlükteki kanunda &#8220;Radyo ve televizyonda yapılacak propaganda yayınlarıyla, diğer seçim propagandalarında, Türkçe&#8217;den başka dil ve yazı kullanılması yasaktır&#8221; hükmü yer alıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/04/08/kurtce-propaganda-artik-serbest/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çerkezce bölüme YÖK&#8217;ten onay</title>
		<link>http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/04/05/cerkezce-bolume-yokten-onay/</link>
		<comments>http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/04/05/cerkezce-bolume-yokten-onay/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Apr 2010 18:13:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çerkezce]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/04/05/cerkezce-bolume-yokten-onay/</guid>
		<description><![CDATA[Radikal gazetesinin 6 Nisan 2010 tarihli haberi: Mardin Artuklu Üniversitesi&#8217;nin Yaşayan Diller Bölümü&#8217;yle Kürtçe&#8217;yi, Kafkas Üniversitesi&#8217;nde ise Gürcü Dili ve Edebiyatı Bölümüyle Gürcüce&#8217;yi akademik hayata sokmasının ardından, şimdi de Çerkezce gündemde. Çerkezler, ana dillerinin üniversitelerde okutulması için YÖK&#8217;e başvurdu. YÖK, Türkiye&#8217;de yaşayan 6 milyonu aşkın Çerkez&#8217;i temsil eden 57 derneğin üst kuruluşu olan Kafkas Dernekleri <a href='http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/04/05/cerkezce-bolume-yokten-onay/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Radikal gazetesinin 6 Nisan 2010 tarihli haberi:</p>
<p>Mardin Artuklu Üniversitesi&#8217;nin Yaşayan Diller Bölümü&#8217;yle Kürtçe&#8217;yi, Kafkas Üniversitesi&#8217;nde ise Gürcü Dili ve Edebiyatı Bölümüyle Gürcüce&#8217;yi akademik hayata sokmasının ardından, şimdi de Çerkezce gündemde. Çerkezler, ana dillerinin üniversitelerde okutulması için YÖK&#8217;e başvurdu. YÖK, Türkiye&#8217;de yaşayan 6 milyonu aşkın Çerkez&#8217;i temsil eden 57 derneğin üst kuruluşu olan Kafkas Dernekleri Federasyonu&#8217;nun (KAFFED) başvurusuna olumlu yanıt geldi. YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Çerkezler&#8217;in yoğun olarak yaşadığı Samsun ve Kayseri&#8217;deki üniversitelerde bölüm açılabilmesi için çalışma başlattı.<br />
Kafkas Dernekleri Federasyonu, hükümetin Kürt açılımının ardından Mardin Artuklu Üniversitesi&#8217;nde açılan Yaşayan Diller Enstitüsü&#8217;nden cesaret alarak, YÖK Başkanı Özcan&#8217;dan Çerkezce bölümü talebinde bulundular. Federasyonca YÖK&#8217;e sunulan dilekçede, &#8220;Avrupa ve Amerika&#8217;da birçok üniversitede Kafkas dillerine ait bölümler mevcuttur. Türkiye&#8217;deki üniversitelerimizde bu dil ve edebiyatlarına ait bölümlerin bulunmaması, bilim adına çok ciddi bir eksikliktir&#8221; denildi. Özcan&#8217;ın talebe olumlu yanıt verdiği ve Çerkezler&#8217;in yoğun olarak yaşadığı Samsun ve Kayseri&#8217;deki üniversitelerde Kafkas Dilleri ve Edebiyatı bölümünün açılabileceğini söylediği öğrenildi. Özcan&#8217;ın Çerkezce bölümü için adres gösterdiği 19 Mayıs Üniversitesi&#8217;ninse Kafkas Dilleri ve Edebiyatı Bölümü açmak için düğmeye bastığı belirtildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/04/05/cerkezce-bolume-yokten-onay/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dersimiz Ermenice</title>
		<link>http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/03/31/dersimiz-ermenice/</link>
		<comments>http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/03/31/dersimiz-ermenice/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 31 Mar 2010 08:45:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ermenice]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ilköğretim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/03/31/dersimiz-ermenice/</guid>
		<description><![CDATA[Dersimiz Ermenice ntvmsnbc&#8217;nin 31 Mart 2010 tarihli haberi. Milli Eğitim Bakanlığı, Ermeni okulları için Ermenice ders kitabı bastırıyor. Çoğu İstanbul&#8217;daki 18 Ermeni okuluna &#8216;Hayat Bilgisi&#8217; ve &#8216;Matematik&#8217; kitabı ile bu derslerin yardımcı kitapları ücretsiz dağıtılacak. Her şey Türk vatandaşı Ermeni bir öğretmenin Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu&#8217;ya gönderdiği mektupla başladı. Öğretmen mektubunda Çubukçu&#8217;dan Ermeni okullarına <a href='http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/03/31/dersimiz-ermenice/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dersimiz Ermenice</p>
<p>ntvmsnbc&#8217;nin 31 Mart 2010 tarihli haberi. </p>
<p>Milli Eğitim Bakanlığı, Ermeni okulları için Ermenice ders kitabı bastırıyor. Çoğu İstanbul&#8217;daki 18 Ermeni okuluna &#8216;Hayat Bilgisi&#8217; ve &#8216;Matematik&#8217; kitabı ile bu derslerin yardımcı kitapları ücretsiz dağıtılacak.</p>
<p>Her şey Türk vatandaşı Ermeni bir öğretmenin Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu&#8217;ya gönderdiği mektupla başladı.</p>
<p>Öğretmen mektubunda Çubukçu&#8217;dan Ermeni okullarına da ücretsiz kitap dağıtılmasını istedi. Mektuba cevap veren Çubukçu, ardından gerekli birimlere talimat vererek çalışmaları başlattı. İlk olarak Ermeni okullarına ücretsiz kitaplar gönderildi.</p>
<p>Akşam gazetesinin haberine göre, hemen ardından Milli Eğitim Bakanlığı, Bakan Çubukçu&#8217;nun talimatıyla Milli Eğitim Bakanlığı 2011-2012 eğitim ve öğretim yılında bir ilke imza atacak projeye girişti. Çoğunluğu İstanbul&#8217;da bulunan Ermeni okullarında, yeni eğitim ve öğretim yılında, bazı dersler Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan kitaplarla Ermenice okutulacak.</p>
<p>ERMENİCE HAYAT BİLGİSİ</p>
<p>Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından yürütülen çalışmada, ders kitapları özel bir ekip tarafından yeniden hazırlanarak Milli Eğitim Bakanlığı müfredatına göre Ermenice yazıldı. Önümüzdeki günlerde basına tanıtımı yapılacak olan çalışma için bazı Ermeni okullarının müdürleri Ankara&#8217;ya çağrıldı.</p>
<p>Kitapların genel kontrolünü yapan okul müdürleri de projeye katkıda bulundu. Kitapların basımında son aşamaya gelindi. Yeni düzenlemeye göre ilk etapta 2&#8242;şer bin adet basılacak olan Matematik ve Hayat Bilgisi derslerine ait 1&#8242;inci, 2&#8242;inci ve 3&#8242;üncü sınıf ders kitapları ile beraberindeki 3&#8242;er adet çalışma kitabı Ermenice olarak hazırlandı.</p>
<p>Toplamda basılacak kitap sayısı ise 24 bini bulacak. Kitaplar Ermeni okullarına ücretsiz olarak dağıtılacak. Milli Eğitim Bakanlığı daha önce Türkçe Kültür dersi kitaplarını Ermeni okullarına dağıtıyordu.</p>
<p>BAZI OKULLARDA ÖĞRENCİ YOK</p>
<p>Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;na bağlı Ermeni Okulları &#8216;Özel Okul&#8217; statüsünde. Türkiye&#8217;de Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;na bağlı toplam 22 Ermeni okulu bulunuyor.</p>
<p>Bu okulların neredeyse tamamı ise İstanbul&#8217;da. Okullardan 18&#8242;i, öğrencileri ile eğitim ve öğretim hayatına devam ederken 4&#8242;ü ise öğrenci yokluğu nedeniyle öğretim yapamıyor. </p>
<p>&#8216;OLUMLU BİR GELİŞME&#8217;</p>
<p>Özel Pangaltı Ermeni İlköğretim Okulu Lisesi Müdürü Eva Orakyan, Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;nın Ermenice ders kitabı çalışmalarını olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi.</p>
<p>Bu konunun daha çok ilköğretim düzeyinde önem kazandığına dikkat çeken Orakyan, Ermenice kitapların daha önce &#8216;Öğretmenler Derneği&#8217; tarafından hazırlanıp basıldığını ifade etti. Lise düzeyinde bir talebin olmadığını söyleyen Orakyan, çalışmaya gerçekleşmesi halinde destek vereceklerini söyledi.</p>
<p>OKULLARININ TARİHÇESİ</p>
<p>15 Temmuz 1910&#8242;da İstanbul&#8217;daki Ermeni Okulları hakkında Maarif Komisyonu tarafından yapılan bir istatistiğe göre, 44 okuldaki ögrenci sayısı 6516 idi. Bu okullarda 153&#8242;ü kadın ve 166&#8242;sı erkek olmak üzere 319 öğretmen görev yapıyordu.</p>
<p>1 Mayıs 1910 tarihinde cemaat mekteplerinin dereceleri belirlendi. Bu tasnif sonucunda 44 okuldan 19&#8242;u ilk ve rüşdi, 25&#8242;i yalnız ilk, Esayan ve Dignantz okulları da idadi bölümleri kapsayan okullar sınıfına ayrıldı. İstanbul&#8217;daki Ermeni okullarından 1908-1921 yılları arasında 204&#8242;ü kız 321 öğrenci mezun oldu.</p>
<p>Birinci Dünya Savaşı&#8217;ndan sonra Türkiye&#8217;de Ermeni Okulu olarak yalnız İstanbul&#8217;daki kurumlar kaldı. 1920-1921 yılında Istanbul&#8217;daki Ermeni öğrenci sayısı iki katına çıktı. 1921&#8242;de yayınlanan bir istatistiğe göre İstanbul&#8217;da 12.359 kız ve erkek Ermeni öğrenci eğitim görüyordu. Uzun yıllardan beri gerek İstanbul&#8217;da, gerek Anadolu&#8217;da Patrikhane&#8217;ye bağlı olmayan birçok okul bulunuyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.berkbalcik.net/tdp/2010/03/31/dersimiz-ermenice/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

